Alevilikte Ramazan Orucu

5/9/2008 · Kategori: MAKALELER

                                      ORUÇ (SAVM)

 

 

                   Allah’ın rızasını kazanmak ve O’na olan teslimiyetimizi ilan etmek için belli bir zaman dilimi içinde –imsak vaktinden güneşin batımına kadar- imkan olduğu halde yeme ve içmeye ara vermek,ele bele ve dile sahip olup güzel hasletlerle donanmak,Hakk’ın boyasıyla boyanmak ve ibadet şuurunu en deruni şekilde yaşamak olarak tanımlayabiliriz orucu.Zahirde bedeni batında ruhumuzu terbiye eden oruç; bedenin zekatıdır.

 

                   Oruçta sabır mürşit,nefs ise mürittir.Bir arınma bayramı,mana çıtalarının yükseldiği,gönül gözlerinin ihsan penceresinden Hakkı müşahade ettiği,katı yüreklerin sürgün verme mevsimidir oruçlu olarak alınan nefesler...Fakir ve unutulmuş ihtiyaç sahiplerinin dünyasına fevkalade temiz duygularla dalmamızı sağlayan, dayanışmanın ve cömertliğin hat safhada olduğu bir ibadettir.Bu sebeple oruçlu kimse  kendi bulunduğu durumun daha ağır şartlarını hayal ederek ve ya bizatihi görerek şükretmeye başlar.Hamd ve sena suyu sabır arkına dökülür ve rızık çarkının dönmesine vesile olur.Eğer bir insan Rabbini anarsa elbette kerem sahibi Zat-ı İlahi bin bir rahmetiyle o aciz gönüllere cevap verecektir.

 

                   Evet oruç öyle bir irade ister ki o irade gönüle çadırını kurdumu o ruh insan olmanın hakiki vasıflarıyla donanır.Ve sonrada tabiata,insana,börtüye böceğe nazarı değişir.Tavını almış toprak gibi her güzel şeyi vermeye hazırdır.Bu amelin feyz ve bereketi o kadar fazladır ki bir Hadisi Kudsi’de şöyle buyrulmaktadır: “Oruç benim için tutulur.Onun karşılığını ben veririm.Sevabının mükafatının haddi hesabı yoktur.” Kul  Allah’a o kadar  yakınlaşıyor ki yakinlik mertebesinde onunla haşir neşir olur.Bu amele iştirake sadece ruhumuz değil hücrelerimiz, damarlarımızda akan kanımızda dahil olur.Bu sebepledir  ki ecri hesapsız olacaktır.

                                                                                  

 

                                       RAMAZAN ORUCU

                  

         Hz. Ali (kv) Efendimiz Ramazan orucu hakkında Resul-ü Ekrem’den şunları aktarıyor: “Resulullah bir gün hutbe okuyarak şöyle dedi:Ey insanlar Allah’ın bereket ve mağfiret ayı size ulaşmıştır.Öyle bir ay ki Allah indinde tüm aylardan üstündür.Gündüzleri en iyi gündüz geceleri en iyi gecelerdir.Nefeslerinizde tesbih sevabı ve uykunuzda ibadet sevabı vardır.Bu ayda amelleriniz makbul ve dualarınız kabul olur.O halde sadık niyetlerle ve temiz kalplerle sizleri oruç tutmaya ve Kuran okumaya davet ediyorum.Muvaffak olmak için Allah’ı zikredin.Zira asıl kötü bedbaht olan bu büyük ayda Allah’ın mağfiretinden mahrum olan kimsedir.” Böyle rahmeti yüksek kurtuluş vesileleri ile dolu Ramazan ayını boş geçirmek,önemsememek ne büyük bir gaflettir.

 

                     Evet geçmiş ümmetlere olduğu gibi bizim ümmetimize de oruç farz kılınmıştır.Bunu Kuran şöyle ifade eder: “Ey iman edenler sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de yazıldı,belki bu sayede kötülüklerden korunursunuz.” (1) Peki bu üzerimize farz kılınan oruç ne zaman tutulacaktır? Yine Kuran’a yöneliyoruz ve bize yukarıda verdiğimiz ayetten iki ayet sonra doğru adresi gösteriyor: “Ramazan ayı;ki insanlar için hidayetin ve doğru yolu gösteren hakla batılı birbirinden ayıran delilerin kaynağı olarak Kuran onda indirilmiştir.Kim o ayda hazır bulunursa oruç tutsun..” (2)  Hacı Bektaş Veli Makalat’ında şeriat kapısından bahsederken müminin yapması gereken temel ibadetleri şöyle sıralıyor: “Pes imdi abitlerin taatleri namazdır,oruçtur,zekattır ve hacdır.” (3) Bu ibadetleri sayıp referans ayetleri   verirken oruçla ilgili olarak biraz önce değinmiş olduğumuz Ramazan ayı ile ilgili ayete atıf yapmaktadır.

 

                     Ramazan ayını manevi bereketlerle dolu olmasının bir diğer sebebi de Kuran-ı Kerimin bu ayda Efendimize inzal olmaya başlamasıdır.Zira hakkı batıldan ayıran,hidayet güneşi,zahir ve batın ilminin deryası müjdeler müjdesi Furkan bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde “oku” diye başlayan Alak süresiyle Risalet güneşi de beraberinde doğmuştur.Hütbetül Beyan adlı eserde Hz. Musa ilgili şöyle bir olay nakledilir: “Ya Rabbi aylar içinde öyle bir ay gördüm ki onu bana ver dedi.Hak Teala buyurdu ki:Ol Ramazan ayıdır.Kuran’ın indiği aydır.Eğriyi doğruyu ayıran bir aydır.Onu dahi Muhammed’e verdim.(4) Sonuç olarak diyeceğimiz inanan bir insan ramazan ayı orucunu inkar edemez,ona  lakayt ibahiyeci bir üslupla yaklaşamaz.Öyle bazı kesimlerce ortaya atılan bu oruç bizim değil,bizim orucumuz başkadır gibi tamamen gerçek dışı,saptırıcı bir anlayış İslam’ın can damarlarından biri olan Alevilikle hiçbir şekilde bağdaşmaz.Cehalet en büyük düşmandır.Muharrem orucunu ikame bir değer gibi Ramazan'ın yerine geçirmeye çalışmak inanç sistemimizde yapılan önemli bir tahrifattır.Sevgili inananlar;bu konuda çeldirici fikirlerden uzak durmak için Kuran,hadis ve İmamlarımızın hayatı bize örnek olmalıdır.Bu konuya İmam Cafer Sadık’ın şu sözleriyle son verelim. “İmama yüce Allah’ın kullarına farz kıldığı amellerin en başında hangilerinin geldiği sorulduğunda şu cevabı vermiştir.Allah’tan başka ilah olmadığına Hz.Muhammed’in O’nun Resulü olduğuna şehadet etmek,beşvakit namazı kılmak,zekatı vermek,kabeyi haccetmek,Ramazan ayı orucunu tutmak ve biz Ehlibeyt’in velayetini kabul etmek.Kim bunları hakkıyla yerine getirir ve kötülüklerden uzak durursa cennete girer... 

 

                          KAYNAKLARDA ORUÇ

Ramazan Orucu ile ilgili kaynaklarda bir çok veriye rastlamak mümkündür.Yazımızın bu kısmında Bazı Alevi kaynaklarında oruçla ilgili olarak geçen pasaj ve kıtaları sunuyoruz.

Alevi halk ozanlarından Dertli bir şiirinde şöyle demektedir:

“Sanma sofi bizim ruzemiz yoktur

Ramazanı aşkın siyamıyız biz.

Söyletme derunde derdimiz çoktur

Dertte noksan değil tamamıyız biz (5)

 

                  Seyit Ahmet Rıfat Efendi eserinde oruçla (sıyam) ilgili bir bölüm ayırarak Ramazan orcunu anlatmıştır.Şöyle demektedir: “Erkanı İslamiyenin biri dahi siyamdır(oruçtur). Diyerek Bakara süresi 183. ayetinin delil getirip şöyle devam eder;bu takdirde farz olduğu hasebiyle orucun her senenin Ramazanı şerifinde müminlere edası lazımdır.(6)

 

        Hacım Sultan ocağına bağlı Malatyalı Sadık Baba şu dörtlüğünde Ramazan orucuna şöyle değinmiştir:

Otuz oruç ile beş vakit namaz

Bunu bilen kişi haramı yemez

Hak ademde derler bilen söylemez

Adem için akıl kemâl evç ind

Seyyit Garip Musa ocağına ait bir icazetnamede görevlendirilen

Halifeye görevleri anlatılırken Ramazan orucu ile ilgili şu şartı koymuştur: “biz onu tam bir yetkiyle icazetli kıldık ki seccade nişin olacak,farz namazlarını kılacak,üzerine düşen zekatı verecek,yol bulabildiği takdirde Hacca gidip Beyti ziyaret edecek,Ramazan ayı orucunu tutacak....” (7)

 

       Bektaşilik Makalatı adlı eserin müellifi olan Ali Ulvi Baba bu eserde şöyle demektedir:”hazreti risalet penah efendimiz buyururlar ki islamın bünyadı beş nesne üzerinedir. Kelime-i şehadet ve salat ve zekat, ramazan ve haccül beyt gibi daha nice şeraiti vacibat ve süneni seniyye-i peygamberidir ki bunların icrası tenbih ve tekid buyrulmuştur.cümlesini yerine getirmektir. Zira bu emirler hak sübhanne-hu teala hazretlerinin resulu vasıtasıyla bizlere emir buyurduğudur.”(8) 

 

                  Yine nefesleriyele Yunus Emre’nin izini takip eden son dönem gönül erlerinden Zeynel usul Baba orucu ele alan bir şiiriyle bu hakikati dile getirmiştir.Özelikle şu mısralarıyla Alevi toplumunu Şeytani heva heveslerine götürmek isteyen mihraklara gönderme yaparcasına onları ikaz ediyor. “Sakın ola bahane oruç nedir demeyin/ Kendi mizacınızla ayrı mana vermeyin

 

      Doğru yola gidenler gelin oruç tutalım

      Hakkı zikir edenler gelin oruç tutalım

      Sakın ola bahane oruç nedir demeyin

      Güçlü iken gaflete oruç terk eylemeyin

      Kendi mizacınızla ayrı mana vermeyin

      Usulüne uygunca gelin oruç tutalım(9)

 

Yine Kaygusuz Abdal bir nefesinde islamın diğer temel ibadet biçimleriyle beraber orucu (savm) dile getirmiştir.

       Savm ile salat zekat ile hac

       Malın var ise hak yoluna saç

       Biri şehadettir lisanını aç

       Bu sana acayip iştir efendi(10)

 

Erdebil ocağının manevi liderlerindenve Anadoluda sıkça kullanınlan bir kaynak olan Şeyh Safi ‘nin buyruğunda şu ifade yer almaktadır:

      Hem taharet hem vuzu savm-u salat-u haccü zekat

      Çar-deh Masumu Pak al-i abadır gönlüme(11)

 

 Görüleceği üzere Ramazan orucu Alevi toplumun inanç esaslarındandır.Ancak zamanla bir takım art niyetli yaklaşımlarla önce Muharrem ayının gölgesinde kalmış daha sonra bu oruç biizm değildir gibi bir yaklaşıma varılmıştır.Bu Aleviliğin İslamla bağını koparma girişimlerinden biridir.Sorulduğu zaman Dedeler( ?) biz atamızın dedemizin gittiği yoldan gidiyoruz derler.Tamamen ilme kapalı ve Kuran'ın şiddetle eleştirdiği "akıl ve mantık süzgecinden geçmeyen,atalardan gelen herşeyi hak görme anlayışı" bizde önemli bir tablo teşkil etmektedir.İçimizde putlaşan bu zihniyeti yıkmak bu kadar açık deliller karşısında zor olmasa gerek.Allah bize Ramazanı idrak etme basiretini versin...

                                                                                             

1-Bakara Süresi-183. ayet

2-Bakara süresi-185. ayet

3-Makalat H.Bektaş veli,Sy-

4-Hütbet’ül Beyan,Çev. Raşit Tanrıkulu,sy-269 

5-Samangil, aynı eser, s. 56)

6-Mirat’ül Mekâsıd fîde’fil –Mefâsıd,A.Rıfat Efendi sy-294

7-Çev.Müfit Yüksel

8-Bektaşilik Malakatı, Ali Ulvi Baba/horasan yayınları sy-53

9-Zeynel Baba Hayatı ve Şiirleri, A.Güzel sy-185

10- Kaygusuz Abdal;A.Güzel

11-Şeyh Safi buyruğu sy-308

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (3) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

Yazan:www.muzafferersoy@garipmusa.com | Tarih: 2009-09-14 12:59:54
Konu: GARİPMUSA hk verilen fermanda RAMAZAN ORUCU VE NAMAZ

Alevi ocaklarına padişahlar tarafından verilen emredici fermanların padişahların ilahlarıyla süslenen bu fermanlar padişahların emirleriyle veriliyordu kabul etmemek kimsenin haddine değildi Cumhuriyetin ilanına kadar en üst düzeyde arapça ve farsca eğitim Aleviler tarafında üst düzeydeydi Cumhuriyetin ilanından sonra latin harflşerine Alevilerin hemen adepte olnmaları ama buna karşılık sünni kesimin devlet eliyle bu eğitimi bu gün üniversite düzeyine getirmesi Alevileri bu Arapça farsca yazılardan uzaklaşması bir nevi devletinde işine gelmiştir dolasıyla bu gün Alevilerin çönklerini okuyan da ne yazıkki o ziyniyete kalmıştır bunu fırsat bilen okuyucularda kendiliklerinden de bir şeyler katmak suretiyle bu Alevi fermenlarını kendilerine göre süslemişlerdir. Oysa Musa karakaş şunu demiştir kaygılıyım kendi yazılarımızı kendimiz okumalıyız yoksa işte böyle harap oluruz demişti. Bu günde görülüyorki padişahların emrediçi fermanları Alevilere sokuşturulmaktadır. Bu gün dahi Aleviler ve Garipmusalıların öyle bir olguda olmadıkları görülmektedir bu konularda daha dikkatli olunması bir inancın padişah fermenına bağlı olmadığı bilinmesi gerekmektedir Saygılarımla

Bağlantı » »

Yazan:Alevi blogcu.com | Tarih: 2009-01-14 16:04:58
Konu: Acıklama

Bende turhaldanım. siteme yazdıgınız yorumu okudum elsiklik nerede anlamadım acıklık getirirseniz memnun olurum, sizin köyün eski ismi kelit degilmiydi?
Saygılar

Bağlantı » »

Yazan:hakan | Tarih: 2008-09-13 18:10:11
Konu: selam

abi çok güzel olmuş yazın. dergiye göndermişsindir umarım.

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »