ALLAH'A YAKIN OLMAK
5/10/2009 ·
Bir sinek gibi düştüm bal kavanozuna…
Kanatlarım var amma;hükmü yok artık!
(Hızır)
Elest meclisinde bir ahit vermişti Ademoğulları.Hakikat kadehine candan dudakları ile şahitlik etmiştik “o vakit”.Ve bir zaman ayrılık yurduna düştük..Adem ile birlikte inledik,yüreğimizi vuslat yeliyle korladık nice zaman.Kimimiz ise perdelere sarıldık,gün görmemiş odaları vardı kimimizin!Oysa O şah damarımızndan daha yakındı bize.O bize o kadar yakın;biz bir o kadar O’na uzak.Kimi başını göğe çevirdi,kimi ufukalara gözünü dikti…Aradık gayride seni Allah’ım!
Oysa kalp,dil,nefes,parmak ucu ve tüm azalar hep bir dilden ona şahitlik ediyordu,şayet kulak verip dinleseydik.Dinleyen işareti özünde “insanda” buldu ve başladı candan içre cana yolculuk.Arif tuttu yükünü ve dile geldi:
Aşk ile ister idik yine bulduk o canı
Gömlek edinmiş giyer bu suret ile bu teni
Yunus imdi sen senden ;ayrı değilsin candan
Sen sende bulmaz isen nerde bulasın anı.
Ara diyordu aşk ile tüm kalplerdeki müşterek ses.Öyle ya ne diye cümle ibadetler.Amaç neydi?Hangi güzelin kapısında sabahlıyorduk?Pencereyi taşlamasak sevgili camda belirir miydi?…Görmediğini nasıl severdi insan.Demiyor mu İmam Ali (a.s) “ben görmediğime tapmam”
Aç kalp gözünü,
Gel seyreyle özünü
hakikattır aynada olan,
döndürme perçemli yüzünü (hızır)
Elbette bu yol zahirin ve batının kucaklaştığı bir yoldur.Bu makam mana birlikteliğinin yaşandığı makamdır.Arafatta attığımız taş nefs perdelerini araladığımızda hedefine ulaşmış olacaktır.Hadislerde buyurulduğu gibi “ namaz eğer sizi kötülüklerden alıkoyuyorsa namazdır”.Yine bir ayette denildiği gibi bizi Allah’a yaklaştırmayan oruç açlık ve susuzluktan ibaret olacaktır.Allah’ın buna ihtiyacı yok ama bizim elbetteki namaz gibi ibadetlere ihtiyacımız var.Dışı cilalanmış şişenin içi boşsa ne kıymeti olabilir ki.
Sevgilinin cemali bizim nakıs aşkımızdan müstağnidir
Güzel yüzün, düzgüne,allığa,bene rastığa ne ihtiyacı var…(Hafız)
İşte hedef Allah engel ise bizatihi biziz.Kaygusuz Abdal der ki “Hak ile kul arasında hicap kulun kendisidir.Allah zerreden güneşe katreden ummana kadar her yerde dopdolu..(Kitab-ı Dilguşa) Bu yüzden Hz. Pir Hacı Bektaş ve Mevlana şöyle diyor;
Her ne arar isen kendinde ara /Kudüste Mekkede Hac’da değil
***
Ey Yusuf canlı!Niçin beden kuyusunda kalıyorsun?
Bu Kur’an ipine tutun ve subhani arşa yüksel.
İnsanın karanlık gecede görmemesi normaldir.Ancak bazen hakikat açıkça tezahür ettiğinde nurdan hiçbir şey göremez.Tıpkı karanlık odanın aniden aydınlatılması gibi insan gözlerini kısar ve yine bir şey göremez.Oysa Rahman bütün mücevharatı bir sandığa gizlemiş,şifrelerini insana talim etmiş (allemel esma-biz ona isimleri öğrettik bakara süresi )ve sandığı gönül okyanusuna atmıştır.Öyle ise insan kendi iç yolculuğuna yönelmeli yedi kapılı zindanda ki Anka kuşunu özgür bırakmalıdır.Bunun için her mümin Allah Resulünün izinde,İmamların bize sunduğu hakikatleri iyi idrak edip hayat ahlakı haline getirmesi zaruridir.Zira insanın amacı Rabbini bilmek olmalıdır. “Bilmiyorsanız zikir ehline danışın”( ayet).Zikir Kuran’dır ve onun gerçek Ehli Resulullah (saa) ve onun temiz ve pak Ehlibeytidir.Tevhid-i Hakikiye erişmenin yolu buradan geçer elbet.
Öyle ise tez elden bizi gayeden uzaklaştıran her türlü “mahalle kavgası” endişelerinden uzak miskin değil diri,kinle değil aşkla dolu,şeyhlere,mülke değil Allah’a teslim olan,muvahhid,mücahit bir kulluğun kavgasını vermek gerektiğini bilmeliyiz.Ömür kısa yol uzun…
Öküz gelmiş,eşek gitmiş /Bize ne bu hikayeden
Aman ha ömür çok azizdir /Bu arbededen kurtulda gel
(Mevlana)
0 yorum yazılmıştır