ÇOK MU ŞEY İSTİYORUZ
16/5/2007 · Kategori: MAKALELER
Ülkemiz ve tüm İslam coğrafyası çok önemli bir süreçten geçmektedir.Emperyalist çemberi gittikçe daraldığı şu dönemde büyük güçler,Siyonizm ve uluslar arası sermaye güçleri karşılarında bilinçli ve güçlü hiçbir ülkeyi görmek istemiyorlar.Bu sebeple işgalci,sömürücü zihniyete dur diyebilecek ülkelere postallarıyla girmeden önce o ülkelerin ekonomisi,demografik yapısı üzerinde söz sahibi olmak en önemli taktikleridir.
Her türlü cehalete,zulme ve aşağılık yaşama baş kaldırmış bir peygamberin ümmeti hiçbir ulvi değeri olmayan insanlığa kan ve gözyaşından başka bir şey sunmayan davası baştan iflas etmiş zalimlere kendini teslim etmiştir.Ya susmuş ya da susturulmuş İslam toplumları.Emevi zihniyetinin ve onların sofrasında oturan sözde alimlerin getirdiği ve devlet liderinin her türlü çirkef hareketine rağmen “Ulul emre itaat ediniz “ diyerek uyuşuk,tepkisiz bir toplum yaratma projesi bugün meyvelerini veriyor hemde kime?ABD ve İsrail gibi Müslümanların namusuna el uzatan devletlere…Resulullah buyurur ki “bir mümin aynı yılan deliğinden iki kere ısırılmaz!Uyanık ve Hakkı gözeten bir toplum istiyor;ölü değil diri olun diyor Nebi (saa).Bunun en trajik örneğini Irak’ta görüyoruz.her gün yüzlerce insan öldürülmekte ve kimin ne ye hizmet ettiği anlaşılmamakta.ABD güçlerinin verdiği zararın belki de on misli zararı Müslümanlar birbirine veriyor.Oysa bir Müslüman diğerinin elinden ve de dilinden zarar görmediği kişidir.Bunu ben değil Peygamber söylüyor.Ben nifak kavramını bahane olarak göremiyorum.Bu manzara olsa olsa İslami anlayışın oturmamasına bağlanabilir.hakiki manada dinin mesajını algılamış biri eğitim durumu ne olursa olsun bunlara cevaz veremez.Hala görülüyor ki mezhepsel bakış vahdetin önüne geçmiş.Bunun acı ama en canlı örneğini Hizbullah-İsrail savaşında gördük.Düşmana karşı birlik olmak yerine aleyhte fetvalar yayınlamak tercihimiz oldu.
İnsanları ezen bir çarkın müsebbibi olan uluslar arası sermaye tekerine çomak sokulmasını asla istemiyor.Ve İslami ruhu taşıyan,ulusal,milli devlet anlayışını taşıyan ülkeler birer tehdittir her zaman.Ortadoğu dikdatör,saltanatcı yönetimlerle uyuşturulmuş vaziyette.B.O.P projesinin en önemli engeli şu an için Türkiye ve İran oluşturmaktadır.Her iki devlet ortadoğu ülkelerinden farklı.En basit ayrımla sınırlarını başkalarının çizdiği devletler değil kendi sınırlarını oluşturmuş devletlerdir.İşte böyle bir dönemde uyanmaya başlayan,yönetici kadrolardan ziyade halkın bir takım gerçekleri görmesi Türkiye üzerinde oynanacak oyunlara hız verdi.Önce Danıştay saldırısı,ardından Hrant Dink cinayeti ve sanki dünden hazır pankartlarla yapılan potestolar,Malatya olayı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, muhtıra, mitingler.Dikkat edin dünya ile bağlantımız kesildi.Yanı başımızda Kerkük’ün demografik yapısı bozulurken,Türkmenler öldürülürken,sürekli bir takım tavizler verilirken biz yeterli derecede aktif olamıyoruz.
Günümüzün en mühim meselesi “laiklik” değildir.Ve ülkemizde rejimi tehdit edecek irtica (?) hareketleri de abartıldığı gibi yok.Bir zamanlar sağ-sol,alevi-sünni çatışmasıyla bizi birbirine düşürenler şimdilerde laik-anti laik kavgasından medet umuyorlar.Oysa Mustafa Kemal Atatürk’ün getirdiği tüm ilkeler önce milli egemenliğe dayalı bağımsız bir devlet anlayışı üzerine kuruludur. Şayet bağımsızsanız ilkeleriniz bir anlam ifade eder.Bugün gelinen noktada bu devletin temel niteliği sadece laik olmasıdır gibi yanlış bir anlayış türemiştir.Bu hareketin altında ise devlet kurumlarında farklı düşüncelere tahammül etmeyen grupların koltuk kavgası olduğunu da unutmamak gerek.Ve bu şahısların Cumhuriyeti kurtarma sevdalısı olduğunu da zannetmeyin.Bizlere basiretli yöneticiler gerek.Öyle AB uğruna binlerce yıllık tarihimizi onurumuzu eğdirecek duruşları gördük,kanla alınan Kıbrısn ne hale geldiğini gördük,Gümrük Birliği ile nasıl kapitilasyonlar verdiğimizi gördük.Hortumcularla siyasilerin pazarlığını gördük,hukuk adına yapılan yanlışlıkları gördük..Artık yeter!
Ve şu noktada bir vatandaş olarak samimiyetle söylüyorum hiç kimseye güvenimiz kalmadı.Ben adil bir yönetici istiyorum,kul hakkı yemekten korkan ,kendi zenginini yaratmak derdinde olmayan,şaibeden uzak,herkese eşit muamele yapan,geleceği gören,halkından,milli değerlerinden ,inancından kopuk olmayan bir yönetici istiyorum.Ben İmam Ali misali halkının mahrum olduğu nimeti kendine helal görmeyen bir lider istiyorum...Söyleyin dostlar acaba çok mu şey istiyorum?
0 yorum yazılmıştır