PARILDAYAN SİMALAR

17/6/2009 · Kategori: MAKALELER



Tarih boyunca bütün inanç,fikir,ideolojiler  lider şahsiyetlerin yanında mutlaka o düşünceyi kamil manada özünde temsil eden sağlam kadrolar bulundurur.Ve çoğu zamanda tarih bu şahısları bizlere sessizce fısıldar.Hak ve hakikat yolunun temsilcisi olan Hz.Muhammed ve İmam Ali ruhlara derin kökler salan bu ebedi kurtuluşu güzide bir ekiple hayata geçirmiştir.İşte bu vefakar,sebatkar,yiğitleri tanımak onları tüm müslümanlara tanıttırmak gerektiği inancındyım.

Mevcut eserlerimizde Hz.Ali (as) yolunun mimarlarından,emektarlarından olan bu abide şahsiyetler yeterince işlenmemektedir.Bu yolun gerçek liderleri olan On dört Masumu Pakın gölgesi altında kalmaları doğaldır. Doğal olmayan onlara yeterli ilgi ve alakayı kuramamış olmamızdır.

Bugün ülkemizde "sahabe ekolü" diyebileceğimiz bir anlayış yaygınlaşmıştır.İslam'ın güzellikleri ve ruhu sahabeler örnek verilerek "sahebe ruhu" yaratılarak yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır!Hem alevi hem sünni camianın ruhuna oturmuş bir Ali izi vardır.Bu sahabe çizgisiyle Ehlibeytin izi tamamen silinerek değer yargıları başka kaynaklara otrutulmak istenmektedir.Bunu cemaat liderlerinin eserlerine göz atarsak net bir şekilde görebilirsiniz.İşin can alıcı noktası bu eserlerde İmam'ın görüşlerini görmek bir yana bazı güzide sahabelerden bir iz bile görmek hayal olur...

Bu abide şahsiyetler Hz.Muhammed'in (s.a.s) tohumlarını attığı ve İmam Ali'de vücud bulan "Alevilik" yolunun birer neferi olarak Allah'ın süslerini her hücrelerinde taşımışlardır.Öyle kutlu insanlardılar ki Peygamber (sas) onlar için şöyle diyordu: "Ali ve Şiası ne güzeldir.Cennet onları özlemektedir...İşte belki de sıhhati tartışılan "benim ashabım yıldızlar gibidir.." hadisi ile kastedilen İmama (a.s) gönül vermiş Peygamberin sadık ashabıdır.Gelin isterseniz bu okulun ilk talebelerini kısa kısa olsada analım..

Selman-ı Farisi bu yolun en üst makamlarına ermiş ve erimiş,insan-ı kamilin burçlarına varmış bir bayraktardır.O nefeslerde İmamların yanında anılan,Ali'ye Selman olasın diye dillendirilen yüce bir ruhtur.Ben-i Sakife den son nefesine kadar İmamet-Velayet sancağı altında mücadele etmiş Ehlibeytin hakkını savunmuştur.Ali okulunun yayılmasında yüksek bir payı vardır.Kader onu mecusi bir ailenin evladı olmaktan Peygamberin manevi ailesine kadar yükselmeyi yaşatmıştır.Zira Nebi (a.s) "Selman bizdendir,Ehlibeytimden dir.."diyerek hakkında tathir ayeti inen Ehlibeytinden saymıştır.Hendek savaşıyla tarih sahnesinde yerini alan bu acem yiğidi gönüllerde Ali isminin yanında yer almaya devam edecektir...  

Bir diğer önemli sima ise Ebuzer El-Gıfari'dir.Muhammedi İslam'ı savunmada tavizsiz duruşu,Peygamber sonrası dönemde her türlü yanlış uygulamaya baş kaldıran ve bu tavrıyla Ehlibeyt okulunun dışa yansıyan sert muhalefeti oldu.O henüz yeni müslüman olduğu anda bu gerçeği Kabe önünde haykıran ve türlü işkenceler gören Peygamber aşıklarındandı.Halife Osman döneminde Peygamberin misyonunu,mirasını yiyen Emevi zulüm,haramzade tezgahlarına sessiz kalamamış gittği yerlerde sesli düşünmüştür.Kisra saraylarındaki Muaviyeyi bunaltmış ve sonunda dönemin halifesi Osman tarafından dövülüp Rebezeye sürülmüştür.Henüz Resulullah hayata iken Ebuzer için "yer yüzünde Ebuzer gibi doğru sözlü adam görmedim" diyecek kadar emin,dosdoğru bir adamdı Ebuzer...Onun Kab'ül Ahbar gibi bidatçı zihniyetlerin başına vurduğu eğri kemik bin yıl ötesine anlamlı mesajlar vermiştir.O son nefesini yalnız geçirmemiş bilakis Resulullah'ın ravzası içinde vuslata ermenin neş'esini doyasıya yaşamıştır...O gerçek bir erdi...  

Ve bir başka sima Ammar bin Yasir'dir.İslam güneşinin henüz yükseldiği dönemlerde ailesi ile birlikte ilk işkencelere maruz kalan Ali'nin yaşı ilerlemiş dostuydu Ammar.O hayatı sorgulayarak dahil olduğu bu yolda hep ezilmiş insan kitlelerinin simgesi olmuştu.Halifelik mücadelesi esnasında hakkı çiğnenen İmam'ı hiçbir mevki ve makama terk etmemiş,takva sınırlarını zorlayan bu  vefalı dost Sıffin'de mücadelesini şehadetle tamamlamıştır.Onun duruşu olduğu kadar şehadetite münafıkları titretmiştir.Zira Resulü Ekrem "Ey Ammar!Seni zalim,azgın bir kavim helak edecektir" diyerek Muaviyenin koynuna cehennem narlarını doldurmuştur.

Ve bir diğer sessiz kahraman Mikdat Bin Esveddir.Bütün ömrü boyunca karşılıksız ve safiyane bir şekilde Peygamber ve Ehlibeytine bağlı yaşamıştır.Şura olayında İmam'ın gerçek halife olduğunu net bir şekilde haykıran bu güzel insan için Resullullah şöyle diyor:Allah bana dört kişiyi sevmemi emretti.. Buyurmuş ve Mikdat'ı bunların arasında saymıştır.Bu yüce insan ömrünün sonuna kadar sünnete sımsıkı sarılmış Ali'nin yolunda ismini altın levhalara kazımıştır...

Bu kutlu evtadı erbaanın dışında Huzeyfetül Yemani,Osman Bin Huneyf,Malik_i Eşter,İbni Abbas,Hz.Abbas,Kumeyl Bin Ziyad,Eyübel Ensari,Hücr Bin Adiyh,Bilali Habeşi,Üveys El Karani gibi hepsi birer yıldız,melekler üstü ruhlara sahip Hz.Mustafa'nın gülleri var...Ve bizlere düşen görev birçoğu cennetle müjdelenen ve her nasılsa aşer-i Mübeşşere ! hadisinde yer almayan bu kahramanları daha derin çalışmalarla yeniden tanıtmaktır...Selam olsun size ey Allah Resülünün yiğitleri... 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »